Öteki Türkiye
Kimsecikler

Kimsecikler

6 Eylül 2015 Pazar, 23:48
Kimsecikler, ya da onlar her aile de olması beklenen kişilerdir aslında. İsimleri, yaşları ya da renkleri farklı olsa da bu başlık gibi masumdur aslında... Kimsecikler, ne bir lise ne de bir üniversite öğrencisidir. Arada kalmanın yalnızlığıdır...
 
Farklı yaşantıların renkli dünyası…
 
Çağımızın ve geleceğin aydınları, gençlerimiz…
 
Selçuk Togal: Şuan bir yarıştasınız ve uzun bir cümlenin olmayan öznesi aslında doğru yönden bakıldığında da kahramanısınız.
 
Peki, sizler kendinize göre kahraman mısınız?
 
Dünyayı kurtarabilir misiniz?
 
Emre Kanacı: Ben, Emre Kanacı. Liseden mezun olduğum ilk yılımdayım. Öncelikle kahramanlıktan bahsederken şunu söylemek isterim: ben bir kahramanım. Çünkü kendime göre hedeflerim var. Bunlara da sıkı sıkı bağlıyım. Mahallemden yükselen seslerle çok fazla karşılaşmasam da bazı zamanlarda karşılaştığım anlar oldu ama bunlara karşı dik durmayı başardım bu da bana özgüven duygumu geliştirmemde etkili oldu.
 
Selçuk Togal: Hedefin nedir?
 
Emre Kanacı: Genetik Mühendisliği, çocukluğumdan bugüne merakla gelen bir meslek. 8. Sınıfta genetik nedir diye araştırdım ve bu bölümü okumaya karar verdim. Türkiye de çalışırsam çok yüksek yerlere gelebilirim, yurtdışında da eğitimini ve çalışmayı da çok istiyorum. Bu bölümde en iyisi olmak hedefim.
 
Selçuk Togal: Musa, peki senin kahramanın var mı?
 
Musa Kurtulmuş: Benim amacım dünyayı kurtarmak değil, öncelikle kendimi kurtarmak aslında. Kendimle ilgili projeler ve iyi bir çevre ile yaşamıma adım atmak en önemli amaçlarımdan biri. Ve bunların yanı sıra, Uluslararası İlişkiler bölümüyle de çocukluğumdan bugüne hedeflediğim, yurtdışına açılabileceğim en iyi meslek. Eğitim dili Fransızca olan bir yer istiyorum ayrıca. Fransa ya da İtalya da yaşamımı sürdürmek istiyorum. Bir bütün olarak, sosyal ve kültürel alanlarda kendimi göstermek geliştirmek istiyorum. Ve Fransa çok hoşuma giden bir ülke, Galatasaray Üniversitesi de bu hayallerimde beni yarınlara götürebilecek bir yere sahip bende.
 
Selçuk Togal: Peki, Galatasaray Üniversitesi ya da istediğin Uluslararası İlişkiler Bölümü olmazsa?
 
Musa Kurtulmuş: Zannedersem kendi halimde memur olurdum. Ama yine de hedeflerim için mücadele edebilir, elimden geleni yaparım. Ve istediğim üniversite olmazsa gideceğim üniversitede en iyi olurum. Hedeflerimin peşini bırakacağımı hiç sanmıyorum açıkçası. Bir gün Fransa da çocukluğumdan beri istediğim Uluslar Arası İlişkiler Bölümünü bitirmiş şekilde hayatıma devam edeceğimi de biliyorum. Bence yaşattığımız hedeflerimizin peşini bırakmamız gerek.
 
Türker Talha Gürışık: (Lise – Hayal - Üniversite – Mezuniyet – Hedef – Yurtdışı – ve – Ben) gibi, kelimelerin yerlerini değiştir desem, nasıl bir cümle içerisinde olurdun?
 
Nurşah Özçürümez: Freud’un psikoloji romanı gibi uzun cümleli bir soru olurdum herhalde. Ve bu denlidir ki kendimi belli kalıplara sığdıramadığım zamanlar olabiliyor. Birçok kelimenin arasında bile o an ki ruh halim en etkili isim oluyor. Örneğin; çok sevdiğim bir şeyi bir anda sevemez hale gelip, aklıma dahi gelmeyen istemediğim bir düşünceye de bağlanabiliyorum bu anlamda. Birkaç kelime de ben ekleyebilirim, kararsızlık – klişe - tıp fakültesi – bağımsızlık – meslek. Birleştirdiğim zaman ise, birçok olmak istediğim ve kararsızlıkla karşılaştığım meslekler arasında klişe de olsa doktor olmak istiyorum.  
 
Selçuk Togal: Peki, kahramanlarınız yok olursa?
 
Emre Kanacı: Şuan için yok olmaz diye düşünüyorum ama çok üzücü de olsa o kahramanımın yok olup olmaması üniversite sınavıma bağlı. Bu denlidir ki, ODTÜ veya İTÜ’ye gidersem kendimi daha çok geliştireceğimi düşünüyorum. Çağımızın şuan için en büyük korkusu da Korkum işsiz kalmak düşüncesi yerine yaşantımın hayallerimde ki kahramana uygun olmaması yönünde aslında. Ve yükselebildiğim yere kadar yükselmek istiyorum. İçimde ki kahramanda ben dik durduğum müddetçe de yok olmayacağına inanıyorum.
 
Selçuk Togal: Diyelim ki, hayallerine büyük ölçüde ulaştın ve istediğin üniversitede istediğin bölümdesin. Kendin için büyük bir adım olacak ne yapardın?
 
Musa Kurtulmuş: En büyük yatırımım, kendimi geliştirmek olurdu. En büyük adımımda bu olurdu. Ve sınava hazırlandığım bu yıl içerisinde çok az kitap okudum, daha çok kitap okurdum.
 
Selçuk Togal: Kimsecikler olarak, sahipsiz olduğunuzu düşünüyor musunuz?
 
Nurşah Özçürümez: İnsan kendinden başka aslında kimseyi kurtaramaz. Kendimizin sahibiyiz bu hayatta. Ve genç bir kız olarak düşündüğümde de, işsizlik konusunda tereddütler yaşıyorum seçeceğim meslekte. Bu yüzden de karar aşamasında çıkmaza girdiğimde oluyor. Hayatımı daha sağlam zeminlere kurmak istediğim içinde doktorluğu, tıp fakültesini seçtim. Bu düşüncelerime de bakılacak olursa, aslında bayan olarak hepimiz sahipsiziz.  Garantici oldum.
 
Emre Kanacı: Bence de sahipsiziz. Ama çizgimden çıkacağımı da düşünmüyor. Çünkü bir şeyler yapma gayretinde olacağım. Gerçekçi düşünmek zorundayım.
 
Musa Kurtulmuş: Sahipsiziz. Ama biz nerde olursak olalım zirvelere çıkmak istersek eğer, elimizde olduğunu da biliyorum. Ve daha çok genciz, hayata tutunacak yaşa geleceğimizi de düşünüyorum. Sahip olacağımız yaşantıya da.
 
Türker Talha Gürışık: Hayallerinizin önünde bir engel olduğunu düşündüğünüz bir an oldu mu?
 
Emre Kanacı: Sınav engeli var önümüzde. O an yüzümüze atılmış bir tokat gibi hissediyorum. Aslında küçük bir etken gibi dursa da, hayatımızı şekillendiren neden. Çünkü ileride ne olacağımı nerede olacağımı belirliyor. Belki de küçük bir yanlış, beni daha farklı mekân ve yerlere sürükleyecek. Bu yüzden sınavın öğrencilere etkisinin yüzümüze vurulmuş tokat olduğunu düşünüyorum.
 
Emre Kanacı: Liseyi bitirdiğimde, 18 yaşımı doldurduktan sonra sağlık sigortasından yararlanamadım. Bu bende çok büyük şaşkınlığa neden oldu. Çünkü her noktadan sahipsiz hissetmeye başladığım anlara gidiyordum. Ve bana lazımdı sağlık sigortası.
 
Sınavlar bizi neden yoruyorsunuz…
 
Son olarak şu mesajı hep birlikte verelim…
 
İnsanlara kötünün ne olduğunu hatırlatmamız gerek.
 
Hedeflerimiz aslında ulaşılamayacak kadar uzakta değildi. Yorulmadan koşmalıyız.
 
dusunce@otekiturkiye.org
Paylaş
KONUŞAN TÜRKİYE!
6 Eylül 2015 Pazar

Son yıllarda ağızlarda ve hatta resmi makamlarda hep bir söz var: `Konuşan Türkiye` diye…

Kimsecikler
6 Eylül 2015 Pazar

Kimsecikler, ya da onlar her aile de olması beklenen kişilerdir aslında. İsimleri, yaşları ya da renkleri farklı olsa da bu başlık gibi masumdur aslında... Kimsecikler, ne bir lise ne de bir üniversite öğrencisidir. Arada kalmanın yalnızlığıdır...