Öteki Türkiye
Acı Var mı Acı?

Acı Var mı Acı?

6 Eylül 2015 Pazar, 23:50 TERS LALE

BU YAZIDA;

 

Hayatın güzelliklerine dair,

 

                                                    

 

Yukarıda yer alan fotoğrafları ya­yınlamayı düşünmedik.

 

BU YAZIDA;

 

Hayata anlam veren,

 

“Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmek­ten, kararlı olmak korkudan kurtarır.” KONFÜÇYÜS

 

"Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğren­dik, fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk. İnsan gibi yaşamak..." MARTIN LUTHER

 

"Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder." GAZALİ gibi özlü sözlerden bahsetmeyi de düşünmedik.

 

Kişilik haklarına saygısızlık ifade eden ………. , ……….  gibi kötü sözler söylemeyi de düşünmedik.  

 

BU YAZIDA;

Görsel ve yazılı medyada yer alan üçüncü sayfa haberlerinde şiddeti, saldırganlığı, ölümün soğuk yüzünü, çaresizliği, acıyı ve diğer kötüleri sansürlemeden veren yayınları eleştirmek adına ve farkındalık yaratmak amacıyla kısa bir sesli dü­şünmeyle dikkat çekmek için kötü bir iş yaparak aşağıda yer alan fotoğrafları yayınlamayı düşündük.             

 

      

 

www.otekiturkiye.org olarak yukarıda ya­yınladığımız kötü fotoğraflardan dolayı milletimiz­den özür diler ve bir daha bu tür resim ya da fotoğ­raf yayınlamayacağımıza söz veririz.     

 

YAZI BAŞLIYOR.

 

“Şiddetin mahremiyetini gizlemediğiniz müddetçe, şiddet masumiyet kazanır.”

 

Medya; bireysel, toplumsal ve ulusal an­lamda pozitif ya da negatif anlamda davranışları­mıza yön verebilecek etki kavramından öte bir öğ­renim olgusu haline gelmiştir. Ülkemizde basın kavramının dışında görsel medya karşısında geçi­rilen saatler de dikkate alındığında medya doğru­dan hayatımızın vazgeçilmez unsuru olma önemini korumaktadır.

 

Ülkemizin genç nüfus yapısı ile birlikte sosyo-ekonomik ve kültürel yapısı da dikkate alın­dığında kitle iletişim araçlarında yer alan başta şiddet, ölüm, tecavüz gibi sahneleri içeren görüntü ve imgelerin sık sık gösterilmesi bu kavramları sı­radan hale getirmiştir. Mikro anlamda birey, makro anlamda toplum davranışlarında insani duyguların azalması gibi evrensel suç sayılması olarak gördü­ğümüz medyadaki bu hareketleri ilkesizlik olarak değerlendirmektedir. 

 

Yayın organlarının idari ya­pılanmasından başlamak üzere sivil toplum kuru­luşlarını, bu olayların ortaya çıkmasını denetleye­meyen resmi kuruluşları ve ortak hareket edeme­yen toplumsal dinamiklerimizi kısaca “bizi” vicda­nımızda sorgulayıp mahkûm etmemiz bile vicdan­larımıza su serpmemektedir.

 

Ve hayat herkesin bıraktığı yerden devam ederken vicdanları sızlatmak adına şu soruları sor­maktayız:

 

Acaba kaçımız önce gazeteler de sonra da görsel medyada sık sık karşılaştığımız, adı kötü olan bu vaka haberlerinden sonra duygusal dün­yamızda küçükte olsa bir histeri yaşamadık?

 

Ya da en kötüsü işlenilen onca kötülüğün bir sebebi de acaba bu haberler mi oldu diye düşünmedik?

 

Adına; ister küresel rekabet, ister arz ta­lep, ister toplumsal gerçeklik, ister toplumsal bilgilendirme, ister mesleğe yeni başlamış gaze­teci emeği ya da başka bir şey densin bu tür ya­yınlarda sorulması gereken bir soru daha varsa o da, “NEDEN” demektir. Cevabını ahlâki olarak cevaplamak gerekirse o da; “GELECEĞİ KA­RARTILMIŞ BİR GELECEK TASAVVURU”, “ÖLMEYİ DAHİ BECEREMEMİŞ BİR İNSAN PROTİTİPİ YARATMAK”, “NEFES ALDIĞI­MIZ HAYATIN DIŞINDA YAŞAMAK”  gibi sınırsız cevaplar…

 

Toplumsal tepki ve bu konuda yasal ça­lışmaların düzenlenmesini ve caydırıcılığının artmasını beklemekten önce bu yanlış, öncelikle medya kuruluşlarının yapması gereken vicdan ve ahlâk sorunu olarak karşımızda durmaktadır.  www.otekiturkiye.org olarak bu haberleri veren her türlü kitle iletişim araçlarının okunma­sına ya da yazılmasına küçük bir uyarıyla “sa­kıncalı” demiyoruz. Bizzat radikal bir söylemle okunmamalı ya da izlenmemeli diyoruz.

 

Haydi!

 

Toplumsal bir histeriye dönüşmeden ka­patın şu üçüncü sayfa haberlerini.

 

dusunce@otekiturkiye.org                                   

Paylaş
KONUŞAN TÜRKİYE!
6 Eylül 2015 Pazar

Son yıllarda ağızlarda ve hatta resmi makamlarda hep bir söz var: `Konuşan Türkiye` diye…

Kimsecikler
6 Eylül 2015 Pazar

Kimsecikler, ya da onlar her aile de olması beklenen kişilerdir aslında. İsimleri, yaşları ya da renkleri farklı olsa da bu başlık gibi masumdur aslında... Kimsecikler, ne bir lise ne de bir üniversite öğrencisidir. Arada kalmanın yalnızlığıdır...