Öteki Türkiye
Bir Düş, Bir Kente İmza Atmak. SELÇUK TOGAL

Bir Düş, Bir Kente İmza Atmak. SELÇUK TOGAL

6 Eylül 2015 Pazar, 23:54 ULUSAL KALKINMA

BÖLÜM 1

İnsanoğlu, paleolitik dönemde mekânla aidiyet kurmaya çalışmıştır. Mekânla olan bağında duygusal bir ilişki yolu bularak sanatsal davranışlarını mağara duvar resimlerinde sergilemiştir.

İnsanoğlunun bu etkinliği belki de ilk kamusal alana kendi imzasını atmaktı…

Zamanla hem insan hem de mekân çeşitlendi. Bu, yaşam kavgasına giren insanoğlunun duygu ve düşüncelerini yazarlara, çizerlere ve sanatçılara emanet etmesiydi.

Çünkü,

Zaman ilerledi.

Bilgi birikimi artan insanoğlunun hem üremesi hem de üretimi giderek hızlanmış, beraberinde hem ortak payda hem de çatışma kaçınılmaz olmuştur. Bu süreç kentlerin ve kent devletlerinin ortaya çıkışının zorunlu sonucunu doğurmuştur.

Ve zaman ilerledi.

İnsanoğlu, devlete tarım, sanayi, sosyal, teknolojik, kapitalist, liberal, sosyalist, üniter gibi sıfatlar vermiş ve insanı yani kendini anlam olarak devletlerin çok gerisine atmıştır.

Ve duygular, yine sanatçılara kalmıştı.

Ve zaman ilerledi.

İnsanoğlu; zorunlulukları, nüfus yoğunlukları ve mekân çeşitliliği gibi etkenleri olan ve adına modern zamanlar denilen küresel yüzyılı ya da bir Çin atasözündeki gibi “tuhaf zamanları” yaşadı.

Zaman biraz daha hızlandı. İnsan biraz daha ötelendi.

Ötelenen birey / toplum, sorunlarına bir yandan çözümler üretilmesi için adına yerel yönetim ve bürokrasi denilen resmi kuruluşlar ya da modern anlamda STK adı verilen özel kuruluşlar kurdu. Bir yandan da bu örgütlerle yaptığı paylaşım çerçevesinde modernleşmeye başladı.

Çünkü,

Bu yüzyıl, adına küreselleşme denilen zamanı ve mekânı daraltan güce ulaştı. Bu yüzyılda insan ya da toplum, örgütlenmenin çeşitlendiği, işbölümün profesyonelleşmeye başladığı kısaca modernleştiği ya da kentleştiği dönemi yaşadı. İnsan ya da toplum, bu hızlı değişimde siyasal tercihlerini şekillendirecek erki aradı.

Ve zaman çok ilerledi.

İnsanoğlu, kalitenin insanla başlayacağına bu yüzyılda daha fazla inandı.

Çünkü,

İnsan demek; uygarlaşmaktı.

Uygarlık ise, kentleşmek demekti.

Ancak, insanoğlu bir o kadar da yalnız kalmaya başladı.

Ve yalnızlar, birbirinden habersiz bir çoğunluktu.

Kent sakini olan bu yalnızların bilinçlenme süreçleri farklılık yaratınca yalnızlıklar; bireysel ve siyasal tutumlara, eğitim sisteminin niteliğine, vatandaş ve bürokrasi arasındaki algılara yenildi.

Ve bu yenilgi, negatif değer göstererek vatandaşın kendine ya da kentine olan bağlılığını azalttı.

BÖLÜM 2

Bu yazı; T.C. Bayındırlık Ve İskân Bakanlığı’nın 2009’da yayınlamış olduğu, “Kentlilik Bilinci, Kültür Ve Eğitim Komisyonu Kentlilik Bilinci, Kültür Ve Eğitim Komisyonu Raporu” yer alan, “1966 yılında Floransa’da  Arno Nehri’nin  taşması  sonucu  oluşan  su baskınında,  insanların evlerindeki eşyalardan önce Uffizi, Akademia gibi galerilerdeki sanat eserlerini kurtarmaya çalışması, toplumsal bilinç için iyi bir örnek oluşturmaktadır.“(1) metin bilgisini görmemizle oluşmuştur.

BÖLÜM 3

www.otekiturkiye.org bir kentin yalnız sakinlerini, o kentin değerlerinde, kimliğinde bir imza atabileceği ya da kurabileceği bir düşü gerçekleştirebileceği temennisiyle yerel yönetim güçlerinin “kent sakinlerinin düşlerine dokunulmasında” bir farkındalık yaratmak için bu yazıyı kaleme almıştır.

Biz, yalnızca bir DÜŞ’ümüzü sesli bir DÜŞ’ünceyle aktarmayı DÜŞ’ündük.

NOTLAR:
 (1) www.kentges.gov.tr/_dosyalar/sura_raporlari/kitap9.pdf

dusunce@otekiturkiye.org

Paylaş
KONUŞAN TÜRKİYE!
6 Eylül 2015 Pazar

Son yıllarda ağızlarda ve hatta resmi makamlarda hep bir söz var: `Konuşan Türkiye` diye…

Kimsecikler
6 Eylül 2015 Pazar

Kimsecikler, ya da onlar her aile de olması beklenen kişilerdir aslında. İsimleri, yaşları ya da renkleri farklı olsa da bu başlık gibi masumdur aslında... Kimsecikler, ne bir lise ne de bir üniversite öğrencisidir. Arada kalmanın yalnızlığıdır...